Nevşehir Basın

Biraz hayat, biraz yıldız, bolca merak

Yeme İçme

Süt Neden Taşar da Su Taşmaz? Ocakta Kaçan O Birkaç Saniye

Su sakin sakin kaynarken süt bir anda kabarıp ocağa yayılır. Farkı yaratan şey sıcaklık değil, sütün yüzeyinde kurulan ince zardır.

Ocakta kaynayan suyu bir süre gözden kaçırmak çoğu zaman sorun olmaz. Aynı şeyi sütle yapmak ise saniyeler içinde ocağın üstünü, tencerenin dışını ve mutfağın kokusunu değiştirir. Süt sessizce ısınır, sonra bir anda kabarıp kenardan aşar.

Bu davranış farkı sütün daha çabuk kaynamasından kaynaklanmaz. Aksine süt ve su neredeyse aynı sıcaklıkta kaynar. Fark, kabarcıkların yüzeye ulaştıklarında ne bulduklarıyla ilgilidir ve bunu anlamak taşmayı önlemenin en pratik yoludur.

Su kaynarken yüzeyde ne olur

Su ısındıkça dipte buhar kabarcıkları oluşur. Bu kabarcıklar hafif oldukları için yükselir ve yüzeye vardıklarında hiçbir engelle karşılaşmadan patlayarak buharı serbest bırakır. Yüzeyde biriken bir yapı olmadığı için hacim ciddi biçimde artmaz.

Bu yüzden kaynayan su tencerede yükselse bile genellikle taşmaz. Kaynama şiddetlense de yüzey sürekli açılıp kapanır, buhar rahatça kaçar ve seviye kendini korur.

Suyun taştığı durumlar genellikle içine bir şey eklendiğinde olur. Makarna ya da pirinç suya nişasta bıraktığında yüzeyde köpük oluşur ve tablo birdenbire süte benzemeye başlar.

Sütün yüzeyinde kurulan ince zar

Süt sadece su değildir; içinde protein, süt yağı, şeker ve mineraller vardır. Isındıkça yüzeydeki proteinler yapı değiştirir ve yağ damlacıklarıyla birlikte ince ama dayanıklı bir tabaka oluşturur.

Bu tabaka, üstü örtülü bir kapak gibi çalışır. Alttan yükselen buhar kabarcıkları yüzeye ulaştığında patlayamaz, tabakanın altında hapsolur ve birikmeye başlar.

Kabarcıklar biriktikçe tabakayı yukarı iter. Süt kaynamaya değil, kabarmaya başlar; hacmi hızla artar ve tencerenin kenarını aşar. Ocakta gördüğünüz ani yükselme tam olarak budur.

Köpük neden bu kadar hızlı büyür

Köpük bir kez oluşmaya başladığında süreç kendi kendini hızlandırır. Kabarcık duvarları protein sayesinde kolay kolay yırtılmaz, bu yüzden her yeni kabarcık öncekinin üstüne biner ve yapı katman katman yükselir.

Aynı anda ısı da artmaya devam eder. Dipteki buhar üretimi hızlandıkça yukarı basınç uygulayan kabarcık sayısı çoğalır ve yükselme hızı birkaç saniye içinde katlanır.

Bu yüzden sütün taşması yavaş bir süreç gibi görünmez. Uzun bir sessizlikten sonra gelen ani bir kabarma vardır ve tencerenin başından ayrılmak için gereken süre çoğu zaman bu birkaç saniyeden uzundur.

Tencerenin dibi neden tutar

Süt proteinleri ve şekerleri, tencerenin sıcak tabanıyla uzun süre temas ettiğinde oraya yapışır. Yapışan tabaka ısıyı iyi iletmez, üstelik altında sıcaklık daha da yükselir ve yanık kokusu buradan çıkar.

İnce tabanlı tencerelerde bu sorun daha sıktır çünkü ısı tabana eşit dağılmaz, birkaç noktada aşırı ısınma oluşur. Kalın tabanlı bir tencere ısıyı yayarak yapışmayı azaltır.

Karıştırmak da en az tencere kadar önemlidir. Tahta ya da silikon bir kaşıkla dipten sıyırarak ara ara karıştırmak, proteinlerin tabanda yerleşmesine fırsat vermez.

Taşmayı önleyen mutfak önlemleri

En bilinen yöntem, tencerenin ağzına enine bir tahta kaşık koymaktır. Kaşık, yükselen köpüğe soğuk bir yüzey sunar ve temas eden kabarcıklar patlayarak yapıyı çökertir. Basit ama etkili bir müdahaledir.

İkinci yöntem tencere seçimidir. Geniş ve yüksek kenarlı bir tencere, hem yüzey alanını artırarak buharın kaçmasını kolaylaştırır hem de kabaran süte yükselebileceği boş bir hacim bırakır.

Üçüncü yöntem ısıyı yönetmektir. Sütü en yüksek ateşte değil orta ateşte ısıtmak, kabarma anını yumuşatır ve size tepki verecek zaman kazandırır. Kenarlardan ilk kabarcıklar göründüğünde ateşi kısmak yeterlidir.

Kaynatma gerçekten gerekli mi

Marketten alınan ve ısıl işlemden geçmiş sütlerin güvenlik için tekrar kaynatılmasına gerek yoktur. Bu sütler zaten kontrollü koşullarda ısıtılmış, soğutulmuş ve kapalı ambalajda korunmuştur.

Doğrudan üreticiden alınan çiğ sütte durum farklıdır. Bu sütün ısıtılması gerekir; ancak amaç fokur fokur kaynatmak değil, uygun sıcaklıkta yeterli süre tutmaktır. Uzun süre şiddetli kaynatmak tadı ve besin değerini olumsuz etkiler.

Aşırı kaynatmanın en görünür sonucu tat değişimidir. Sütteki şeker ve proteinler ısıyla tepkimeye girer, hafif pişmiş bir tat ve karamel benzeri bir koku ortaya çıkar. Bu, sütün bozulduğu anlamına gelmez ama beklenen tazeliği de vermez.

Kaymak tabakası ve köpük arasındaki fark

Sütün yüzeyinde oluşan ve kaşıkla alınabilen kalın tabaka ile taşmaya yol açan köpük aynı şey değildir. İlki yoğunlaşmış protein ve yağ, ikincisi ise gaz dolu kabarcık yığınıdır.

Tabakanın oluşmasını istemiyorsanız ısıtma sırasında ara ara karıştırmak yeterlidir. Karıştırma, proteinlerin yüzeyde birleşip sürekli bir örtü kurmasını engeller ve dolaylı olarak taşma riskini de azaltır.

Tabakayı seviyorsanız bunun tersini yapmak gerekir: sütü sakin bir ateşte, karıştırmadan ısıtıp yavaşça soğumaya bırakmak. Soğuma sırasında tabaka kalınlaşır ve daha kolay alınır.

Isıtılan sütü soğutmak ve saklamak

Isıtılmış süt oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemelidir. Ilık aralık, mikroorganizmaların çoğalması için en uygun koşulu sağlar; bu yüzden soğutma mümkün olduğunca hızlı yapılmalıdır.

Hızlı soğutmanın pratik yolu, tencereyi soğuk suyla dolu bir kabın içine oturtmak ve ara ara karıştırmaktır. Böylece sıcaklık kısa sürede düşer ve süt buzdolabına daha güvenli girer.

Saklarken ağzı kapalı bir cam ya da porselen kap tercih edilmelidir. Süt kokuyu kolay emer; kapağı açık bırakılan bir sürahi, buzdolabındaki diğer yiyeceklerin kokusunu birkaç saat içinde üstüne alır.

Sütün taşması, aslında yüzeyde kurulan ince bir zarın buharı hapsetmesinden ibarettir. Ateşi kısmak, geniş bir tencere seçmek, ara ara karıştırmak ve ağza bir kaşık koymak bu zincirin her halkasını kırar. Birkaç saniyelik dikkat, hem sütü hem de ocağı kurtarır.